| English | Türkçe | | 1-sharp | (f.), (müz.) notayı tizleştirmek, tiz sesle söylemek. | | 2-sharp | (s.), (i.), (z.) keskin, sivri; zeki, açıkgöz; istekli; çok dikkatli; pürüzsüz, temiz; acı; ekşi; sert, haşin, hiddetli, şiddetli; (müz.) diyez, çok tiz (ses); cimri, hesabi; dokunaklı, etkili, tesirli; ABD, argo kıyak, mükemmel; (i.) diyez nota, diyez işareti; uzun dikiş iğnesi; (k.dili) dolandırıcı; (z.) şiddetle, keskin olarak; dakik olarak, zamanında. sharp practice dalavereli iş. at four o'clock sharp saat tam dörtte. Iook shurp dikkat etmek, gözünü dört açmak. sharp'ly (z.) şiddetle, sertçe; keskince. sharp' ness (i.) keskinlik; sertlik; zeki oluş. | | 3-sharpedged | (s.) keskin ağızlı, keskin. | | 4-sharpen | (f.) bilemek, keskinletmek, açmak, sivriltmek, inceltmek; sertleştirmek; ekşileştirmek; acılaştırmak; şiddetlendirmek, kuvvetlendirmek. sharpener (i.) bileyici; kalemtıraş. | | 5-sharper | (i.) dolandırıcı, dalavereci. | | 6-sharpeyed | (s.) keskin görüşlü; tetik. | | 7-sharppointed | (s.) sivri uçlu. | | 8-sharpshooter | (i.) keskin nişancı. | | 9-sharpsighted | (s.) keskin görüşlü. | | 10-sharptongued | (s.) iğneleyici. | | 11-sharpwitted | (s.) zeki, şeytan gibi. | | 12-sharpie | (i.) şarpi, sivri burunlu dibi düz yelkenli. | | 13-sharpset | (s.) çapraz; sert; çok aç. |
|