| English | Türkçe | | exorbitant | (s.) aşırı, had derecede, fahiş (fiyat), çok fazla, ifrata kaçan; (huk.) kanun dışında kalan. exorbitance, cy (i.) fazla... |
| | innocuous | s. zararsız, incitmeyen. innocuously z. zararsızca.... |
| | longdistance | s. uzun mesafeli; şehir dışı (telefon konuşması).... |
| | charcoal | (i). mangal kömürü; kara kalem; kara kalem resim.... |
| | height | (i). yükseklik, irtifa, yükselti; tepe, dağ; doruk, en yüksek nokta, zirve, tepe.... |
| | holdback | (i). engel, mania.... |
| | veni , vidi, vici | Lat. geldim, gördüm yendim.... |
| | staid | s. temkinli, ağırbaşlı, vakarlı; sabit.... |
| | accomplice | (i). suç ortağı.... |
| | inarm | kucaklamak kolları arasına almak |
|
|