 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | pectoral | s., i. göğüs boşluğuna ait; göğüse veya akciğer hastalıklarına ait (ilaç); göğüs üzerinde taşınan, boyuna asılan (süs)... |
| | beck | (i)., (f). başla yapılan işaret; (f). birisini işaretle çağırmak. at one's beck and call birisinin emrinde, daima karşıs... |
| | stopwatch | i. saniye ölçer saat, duraklı saat.... |
| | pike | i., f. kargı, mızrak; kazma; sivri uç; ana yol, asfalt; paralı ana yol; f. kargı ile delmek veya öldürmek.... |
| | ingredient | i. bir karışımdaki maddelerden her biri, cüz.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | killi | argillaceous.... |
| | zırlamak | to make a rocket. to yammer. to yak. to blubber.... |
| | eğilme | decline. dip. inflection. stoop. the act of bending or curving. an oblique. intersection. magnetic inclination. warping.... |
| | ev | Short form term for an Electric Vehicle.... |
| | bilgili | knowing. learned. wise. sophisticated. scholarly. deeply read. knowledgeable. well informed. erudite. informed. read. th... |
|
|
|
 |
|
 |
|