| English | Türkçe | | estuary | (i.) nehrin ağzındaki koy, nehrin denizle birleştiği geniş ve açık yer, haliç.... |
| | maize | i., ing. mısır, darı.... |
| | thoroughbred | s., i. saf kan; soylu; tam; i. saf kan hayvan; b.h. bir cins at; k.dili. kültürlü kimse .... |
| | tow | i. kıtık.... |
| | reedbuck | (i.) Afrika'da bulunan bir cins antilop, (zool.) Redunca arundineum.... |
| | brunch | i., A.B.D., k.dili sabah ile öğle arasında yenen, hem kahvaltı hem de öğle yemeği yerine geçen öğün.... |
| | petrograph | i. kayaya oyulmuş resim veya yazı.... |
| | force | (f). zorlamak, icbar etmek, mecbur etmek; tazyik etmek, sıkıstırmak; zorla almak; ırzına geçmek; (bahç). suni usullerl... |
| | resumption | i. yeniden başlama veya devam etme: geri alma.... |
| | achromatopsia | Tıb renk körlüğü akromatopsi |
|
|