| English | Türkçe |
| centenary | (s)., (i). yüz yüz yıllık; yüz yılda bir vaki olan; (i). 100 yıldönümü; yüzyıl, asır.... |
|
| epistyle | (i.), (mim.) üst taban, baş taban, saçaklığın alt kısmı ve sütun başlığı üzerine dayanan taban.... |
|
| anat | (kıs). anatomy.... |
|
| pa | kıs. Pennsylvania, press aslent, public address.... |
|
| defray | (f). ödemek, tediye etmek, vermek, tesviye etmek. defrayment (i). ödeme tediye.... |
|
| orate | f. hatiplik taslamak, nutuk çekmek.... |
|
| cannery | (i). konserve imalâthanesi, konserve yapılan yer.... |
|
| elegize | f. mersiye yazmak; mersiye okuyarak hatırasını anmak.... |
|
| rub-a-dub | i. davul sesi; buna benzer gürültü.... |
|
| wash | yıkama yıkanma çamaşır deniz veya nehir suyunun çalkanmasından hasıl olan ses dalga sesi kürek palası veya gemi çarkının meydana getirdiği su akıntısı dalgaların sahile attığı süprüntü sulu mutfak artığı ağıza güzel koku vermek için kullanılan sıvı losyon tuvalet suyu güz san ince suluboya tabakası kuru vadi toprak aşınması ince tabaka kaplama yıkanabilir This tray has gold wash Bu tepsi altın suyuna batırılmış |
|