eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-rush f. koşmak, hızla yürümek, acele etmek; saldırmak; hızla akmak; düşüncesizce hamle yapmak; koşturmak, acele ettirmek; geriye atmak, püskürtmek; Amerikan futbolunda topu koltuğuna alıp koşmak; A.B.D. üyeliğini göz önünde bulundurmak. rush a bill through bir kanun tasarısını acele ile meclisten geçirmek. rush into print kitap yayımlamaya veya gazeteye yazı koymaya acele etmek. rush out of the room odadan fırlayıp çıkmak. refuse to be rushed kendi ağır temposundan vazgeçmemek.
2-rush i. saz, hasırotu, kofa, bot. Juncus; saz sapı; önemsiz şey, ıvır zıvır, fasa fiso. rush'y s. sazlık.
3-rushlight i., rush candle saz mumu.
4-rush i. koşma, acele etme; hücum, hamle, hız; hızlı hareket; üşüşme rush hour işin veya trafiğin en sıkışık olduğu zaman. rush order acele sipariş. in a rush meşgul.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
özellikleTr > Eng12:36:07
duygusallıkTr > Eng12:27:30
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
ilginçTr > Eng02:16:51
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
poor s., i. fakir, yoksul, muhtaç; zayıf; kıt, az; kuru, kuvvetsiz; sıhhati bozuk; zavallı, biçare; fena, adi, bayağı; raha...

attemper (f). mülayimleştirmek, yumu şatmak, sertligini gidermek;(içine bir şey katarak) ısıyı ayarlamak veya düzenli bir ha...

loadstar bak. lodestar....

tamtam i. tamtam....

fragile (s). kolay kırılır, kırılabilir; nazik, narin, ince. fragil'ity (i). kolay kırılma, narinlik....

coax (f). tatlı sözlerle kandırmak, gönlünü yapmak; dil dökmek. coax a thing out of a person tatlı sözlerle kandırarak bir şe...

tweak f., i. çimdikleyip çekmek; i. çimdik....

bipetalous s., bot. iki taç yapraklı....

coordinate, co-ordinate (s)., (i). aynı derecede, eşit, müsavi; düzenli, tutariı, muntazam; (fels). düzenleşik; (i)., (mat)., (den)., (astr)...

puddle kirli su birikintisi çamurlu gölcük gölek gölet kumlu harç sıvacı çamuru çiş yapmak

TürkçeEnglish
müftü mufti....

atama Head, or more specifically, top of head. the crown, the head, but not generally the face and ears. head....

sabo sabot....

saygısızca disrespectfully. inconsiderately. profanely. rudely....

delegasyon mission. abordnung. delegation....

terörist terrorist....

triton Any one of numerous species of aquatic salamanders....

kolay kırılır brittle....

pırıltı gleam. glitter. twinkle. wink....

yabani hayvan wild animal