| English | Türkçe |
| paraclete | i. şefaatçi; yardıma çağrılan kimse. the Paraclete Ruhulkudüs.... |
|
| watermark | i., f. karada suyun yükseldiği dereceyi gösteren çizgi veya işaret; filigran; f. filigran basmak.... |
|
| zoo- | (önek) hayvan, hayvanlarla ilgili.... |
|
| exemplary | (s.) örnek alınacak, tavsiyeye şayan, ibret teşkil eden.... |
|
| intrench | (bak.) entrench.... |
|
| assurgent | (s)., (bot). yükselen, yukarı dogru kıvrılan.... |
|
| ardent | (s). ateşli, gayretli, şevkli, hararetli. ardently (z). gayretle, şevkle, istekle. ardency (i). ateşlilik; şevk.... |
|
| pinchhit | f., (beysbol) sırası olan oyuncu yerine vuruş yapmak; başkasının görevini yapmak. pinchhitter i. acil durumda başkasını... |
|
| precondition | i., f. peşin şart; f. önceden hazırlamak.... |
|
| coma | coma comatose comatous komada yarı baygın |
|