eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-roundish s. yuvarlakça, değirmice.
2-round f. yuvarlaklaştırmak, değirmi hale koymak; doldurmak; etrafını dolaşmak, dolaşıp geçmek; dudakları büzerek telaffuz etmek; yuvarlaklaşmak; toplamak, şişmanlamak; dön- mek, dolaşmak; durduğu yerde dönmek. round off yuvarlak yapmak; tamamlamak. round out tamamlamak, bitirmek; doldurmak.
3-round z., (edat) etrafa, etrafında; devrederek, dönüp dolaşarak; civarında; (edat) çevresine, etrafına, etrafında; her yönden; ileri geri.
4-roundhouse i. lokomotiflere mahsus yuvarlak bina; den. kıç güvertesinde kamara.
5-round s. yuvarlak, değirmi; top, toparlak, küresel; silindir şeklinde; yuvarlak (hesap); çok, hayli; çabuk, atik, süratli; dolgun; açık, çekinmesiz; tam. round clam yenilir bir deniz tarağı, zool. Venus mercenaria. round dance vals gibi dönerek yapılan dans. round number yuvarlak sayı. round robin grup arasında sıra ile yazılan mektup zinciri. round table conference yuvarlak masa toplantısı. round trip gidiş dönüş; tur. a round oath okkalı küfür. round'ly z. yuvarlakça; açıkça, çekinmeyerek, dobra dobra. round'ness i. yuvarlaklık.
6-roundelay i. nakaratlı kısa ve basit şarkı; daire halinde yapılan dans.
7-round i. yuvarlak şey, daire; dönerek yapılan dans; devir, posta, sefer; sıra; birbirini takip eden birkaç sesle okunan şarkı, kanon; atış; birkaç top ve tüfeğin birer defa ateş etmesi; boksta ravnt. round of applause alkış tufanı. a round of drinks on me herkese benden birer bardak içki. go the round ağızdan ağza dolaşmak. in the round güz. san. müstakil (kabartma gibi bir zemine yapışık olmayan heykel). make the round of sıra ile dolaşmak.
8-round-shouldered s. omuzları ve sırtı yuvarlakça olan.
9-rounder i. yuvarlaklaştırıcı alet; A.B.D., (argo) külhanbeyi, sabıkalı adam, tembel ve ayyaş kimse. rounders i., İng. beysbola benzer bir oyun.
10-roundhead i. İngiltere iç savaşında cumhuriyetçi.
11-roundup i., A.B.D. davarı bir araya toplama; k.dili toparlama.
12-roundworm i., tıb. yuvarlak kurt, zool. Ascaris lumbricoides.
13-roundel i., (şiir) dokuz mısralı ve iki nakaratlı şiir; yuvarlak girinti veya pencere.
14-roundsman i. teftiş polisi.
15-round-the-clock s. gece gündüz, devamlı.
16-roundabout s., i. dolambaçlı, dolaşık; dolaylı; yeterli, geniş kapsamlı; çevreleyen; i. ceket; İng. atlıkarınca, dönme dolap; İng. tek yönlü yuvarlak kavşak.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
fiğEng > Tr11:35:09
goodness meEng > Tr11:30:37
goodnessEng > Tr11:30:30
goodneesEng > Tr11:30:14
clipperEng > Tr11:23:33
dry skinEng > Tr11:21:31
depleteEng > Tr11:20:48
acneEng > Tr11:20:28
irriateEng > Tr11:19:37
TURKce englishTr > Eng21:47:58
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
lagging (i.) keçe veya asbest ile kaplama veya döşeme; kemer kalıbı döşemesi....

untasted s .tadılmamış....

peon i. Latin Amerika'da amele, gündelikçi; Hindistan'da piyade neferi; el ulağı; yerli asker; eski efendisine olan borcunu ...

occupation (i.) iş, meşguliyet, meslek, sanat; işgal, zorla alma. army of occupation işgal ordusu....

propel f. (-led, -ling) ileriye doğru sürmek; itmek, sevketmek....

ramification i., bot. dallanma; bot. ufak dal; kol, şube, dal; sonuç; çapanoğlu, çaparız....

gambia i Gambia...

winecolored s. kırmızı şarap renkli....

whitethorn i. alıç, bot. Crataegus azarolus....

calceolaria çanta çiçegi bot Calceolaria

TürkçeEnglish
ta Teaching Assistant. tension by applanation TOV transcient obscuration of vision....

tutulum ecliptic....

dipfriz deepfreeze. food freezer. deep freeze. home freezer....

darılma miff. resentment....

hapsedilme confinement....

gazel lyric....

fikir idea. opinion. thought. animus. concept. conception. construct. counsel. cue. edifice. estimation. image. mind. moneymak...

devrilmek overset. overturn. tip. upset. to overturn. to upset. to capsize. to be overthrown. to fall over....

yollamak convey. dispatch. expedite. forward. order away. send. send forth. send off. send out. ship off....

pılı pırtı junk candle end deadwood goods and chattels rummage goods odds and ends things traps trashery