| English | Türkçe |
| stertorous | s. horultulu, hırıltılı. stertorously z. horultuyla, hırıltlyla.... |
|
| plurality | i. adaylar arasında en fazla oy alma; birden fazla oluş; çokluk, ekseriyet; (A.B.D.) bir seçimi kazanan kimsenin ikinc... |
|
| shriek | (f). (i). çığlık atmak, haykırmak, feryat etmek; (i). feryat, çığlık, haykırma.... |
|
| bilocular | s., biyol. iki hücreli.... |
|
| corvette | (i)., (den). korvet; ufak torpido muhribi.... |
|
| russet | s., i. koyu kırmızı; kuru yaprak renginde; i. koyu kırmızı veya kuru yaprak rengi; bu renk kumaş veya giysi. russet a... |
|
| dame | (i)., (ing). kadınlara verilen şövalyelik ayarında bir asalet unvanı; (eskiden) hanım, hatun, yaşlı kadın; (A.B.D)., ar... |
|
| perturb | f. zihnini karıştırmak, altüst etmek, rahatsız etmek. perturbable s. rahatsız edilebilir, altüst edilebilir.... |
|
| subplot | i. piyes veya romanda ikinci derecedeki olaylar zinciri.... |
|
| myself | zam kendim bizzat ben don't feel like myself İyi değilim Keyfim yok myself am doubtful Ben bile şüphe ediyorum will come myself Kendim geleceğim |
|