| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | rhinitis | i., tıb. burun iltihabı, iç burun zarının iltihabı, burun nezlesi.... |
| | crybaby | (i). çocuk gibi çabuk ağlayan kimse.... |
| | inquisitor | i. araştırma veya soruşturma yapan kimse; Engizisyon mahkemesi üyesi. Grand Inquisitor Engizisyon mahkemesi reisi. inqu... |
| | amylaceous | (s). nişastaya benzer, nişastalı.... |
| | uncircumcised | s. sünnetsiz; Musevi olmayan; putperest.... |
| | unimaginative | s. yaratma kabiliyeti olmayan.... |
| | fetor, foetor | (i). pis koku.... |
| | sore | s., i., z. dokununca acıyan; çok hassas; kederli, müteessir, mustarip; k.dili. kızgın, sinirli; şiddetli, aşırı, âcil; s... |
| | actinic | (s). güneş vb. ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliğine ait. actinic rays kimyasal değişiklikle... |
| | lade | laded laded veya laden yüklemek geminin yükünü vermek içine su doldurmak içinden su boşaltmak kepçe ile içinden su almak laden yüklü |
|
|
| Türkçe | English | | mason | To build stonework or brickwork about, under, in, over, etc.; to construct by masons; with a prepositional suffix; as, t... |
| | hale | United States astronomer who discovered that sunspots are associated with strong magnetic fields. prolific United States... |
| | yazışma | correspondence.... |
| | slip | There are usually two of them, called respectively short slip, and long slip.... |
| | hıyar | cucumber.... |
| | onca | according to him / her. in his / her opinion. so much of sth.... |
| | kuşatmak | brood. encircle. enclose. encompass. surround. to surround. to enclose. to encircle. to close in. to besiege.... |
| | halüsinasyon | mental delusion.... |
| | maceracı | dissipated.... |
| | şimdi | hereby now presently yet |
|
|
|