| English | Türkçe | | shovel | (i)., (f). (ed, ing veya led, ling) kürek; kürek dolusu; (f). kürekle atmak; kürekle boşaltıp temizlemek; kürekle atar... |
| | read | (f.) (read) (red) (i.) okumak, kıraat etmek; anlamak, yorumlamak, tefsir etmek; çıkarmak, mana vermek; göstermek, kayd... |
| | nappy | s. havlı, tüylü; kıvırcık.... |
| | opulence | , -cy i. servet, zenginlik; bolluk. opulent s. zengin, bol. opulently z. bolca.... |
| | obscene | (s.) müstehcen, açık saçık, edebe aykırı; ağıza alınmaz; tiksindirici, iğrenç. obscenely (z.) müstehcen olarak.... |
| | natant | s. suda yüzen.... |
| | memorandum | i. (çoğ. -da, -dums) ileride hatırlanması için yazılan kısa not; muhtıra; not.... |
| | atrophy | (i)., (tıb). gıdasızlıktan zayıflama, bedenin zayıflayıp kuruması; dumur,atrofi körelme.... |
| | unreasonable | s. mantıksız, muhakemesiz; makul olmayan; aşırı, müfrit. unreasonableness i. mantıksızlık; makul olmayış. unreasonably... |
| | fell | post deri posteki |
|
|