| English | Türkçe | | excite | (f.) heyecanlandırmak, kışkırtmak, tahrik etmek, kızıştırmak, telâşa vermek; (fizyol.), (biyol.) harekete geçirmek; uyan... |
| | solitary | s., i. yalnız, münferit; ıssız, tenha; kasvetli; tek, bir; tek başına; i. münzevi kimse. solitary confinement hücre ha... |
| | yell | f., acı acı bağırmak,haykırmak,çığlık atmak;tempo ile bağırarak taraf tutmak; i. haykırış, çığlık, tempo ile haykırış ve... |
| | troubleshooter | i. aksaklıkları saptayıp çözümleyen kimse.... |
| | grumble | (f.), (i.) söylenmek, şikâyet etmek; (i.) homurdanma, halinden şikâyet.... |
| | cervine | (s). geyik gibi; geyiğe ait, geyik familyası ile ilgili.... |
| | boozy | s., k.dili sarhoş, kafası dumanlı; alkolik.... |
| | sphacelate | f. çürümek, kangrenleşmek.... |
| | mint | i. darphane, para basılan resmi yer; büyük mebla (özellikle para). mint mark paralara konan darphanenin veya darphane ... |
| | dichromatic | iki renkli tıb esas renklerin yalnız ikisini görebilen |
|
|