 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | off | (z.), (s.), edat uzağa; ileriye, ileride; öteye, ötede; yanda; tamamen; uzakta; (s.) uzak; yanlış; uygun olmayan, anor... |
| | enfant terrible | Fr. yaramaz çocuk, soru veya sözleriyle büyükleri güç durumda bırakan çocuk.... |
| | annuity | (i). yıllık taksit; tahsisat, her yıl tahsil edilen belirli bir gelir; hizmete bedel olmayarak bir yerden verilen yı... |
| | lump | i., f. parça, küme, biçimsiz parça, topak, yumru; öbek; şiş; yığın, toptan şey; hantal kimse, ahmak kimse; f. yığmak, ... |
| | maunder | f. anlaşılmaz veya tutarsız bir şekilde konuşmak; aylak aylak dolaşmak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kara mili | land mile.... |
| | intizamlı | orderly. regular. tidy.... |
| | keyif | cheer. merriment. pleasure. temper. health. mood. spirits. fun. slight intoxication.... |
| | normal | This is a slippery, dangerous term, because what's normal to one person at one time is abnormal to another person, anoth... |
| | alto | Formerly the part sung by the highest male, or counter-tenor, voices; now the part sung by the lowest female, or contral... |
|
|
|
 |
|
 |
|