| English | Türkçe | | mouse | f. fare avlamak, fare tutmak; sinsi sinsi bir şeyin peşinden gitmek. mouser i. avcı kedi.... |
| | caramel | (i). tatlılara renk ve lezzet vermede kullanılan yanmış şeker, karamel; karamela.... |
| | wellmeaning | s. iyi niyetli.... |
| | camera | (i). fotoğraf makinası, kamera; hakimin özel odası. in camera (huk). gizli celsede. cameraman (i). kameraman.... |
| | furcate | s, f çatallanmış, dallanmlş; f çatallanmak, aynlmak fur ca'tion i çatallanma, dallanma... |
| | anticyclone | (i). yüksek basınç alanı, karşı- döngü.... |
| | hilarious | (s). gürültulü ve neseli, şen şatır. hilarity (i). neşe, kahkaha.... |
| | andorra | (i). Andorra.... |
| | doze | (i)., (f). hafif uyku tavşan uykusu, şekerleme, kestirme, uyuklama; (f). uyuklamak, kestirmek, şekerleme yapmak. doz... |
| | seamstress | kadın terzi |
|
|