| English | Türkçe | | slipstream | i., hav. pervane arkasındaki hava cereyanı.... |
| | chutzpah | (i)., (ABD)., (argo). cüret, küstahlık.... |
| | orch | kıs. orchestra.... |
| | rarefy | (f.) yoğunluğunu azaltmak; seyrekleştirmek, seyrekleşmek; inceltmek; kalitesini yükseltmek; tasfiye etmek, arıtmak. r... |
| | landlubber | (i.), (den.) deniz ve gemiler hakkında bir şey bilmeyen kara sakini.... |
| | oed | (kıs.) Oxford English Dictionary.... |
| | seduce | f. ayartmak, azdırmak, ifsat etmek, baştan çıkarmak; namusuna leke sürmek, iğfal etmek. seducement i. iğfal, ifsat, a... |
| | swit | kıs. Switzerland.... |
| | stupe | i., (argo) budala kimse.... |
| | non | önek gayri siz |
|
|