| English | Türkçe | | excreta | (i.), (çoğ.) ifrazat, salgı; pislik.... |
| | filler | (i). delik tıkamak için kullanılan herhangi bir şey; (boyada) astar; puronun içine konulan tütün; (gazet). boşluk dold... |
| | styrofoam | i., tic. mark. plastik mantar, suni köpük.... |
| | balasruby | lal yakut, açık pembe yakut.... |
| | jaggy | (s.) çentik, kertikli.... |
| | stretch | f., i., s. uzatmak; sermek, germek, yaymak; çekip uzatmak; abartmak mübalağa etmek, büyütmek; yere sermek; gerinmek; ... |
| | eyecup | (i). göz banyosu için kullanılan kadeh.... |
| | substantiate | f. gerçeklemek, kanıtlamak; gerçekleşmek; gerçekleştirmek, tahakkuk ettirmek. substantia'tion i. gerçekleme.... |
| | rebuff | (i.), (f.) ret; azarlama, ters cevap; geri püskürtme; (f.) reddetmek; ters cevap vermek, azarlamak; geri püskürtmek.... |
| | galangal | galangale bak galingale |
|
|