eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-present s. şimdiki; hazır, mevcut; gram. şimdiki zamanı gösteren. in the present case bu durumda; gram. şimdiki zaman kipinde. the present writer bu yazıyı yazan, imza sahibi. the present worth of şimdiki değeri.
2-presentation i. sunma, takdim; gösterme; huzura çıkma; verilme, sunulma; tiyatro oyunu; psik. kavrama gücü; tıb. doğumda ceninin duruş şekli. presen- tation copy hediyelik nüsha.
3-presentative s., psik. akıl ile kavranır; hemen kavrayan veya hisseden.
4-presentee i. görev veya ödenek alan kimse.
5-presentiment i. önsezi.
6-presentive s. bir fikir veya kavramı akla getiren.
7-presentment i. sunma, takdim; göz önüne koyma, sergileme; betimleme, resim; huk. büyük jüri raporu; tic. senet gösterme.
8-present f. takdim etmek, sunmak, arz etmek; tanıştırmak; huzura çıkarmak; göstermek; bir memuriyet için ismini arz etmek; nişan almak (tüfek). present a person with a thing, present a thing to a person birisine bir şey sunmak. present an appearance görünmek; hazır bulunmak. present arms ask. silâhı önde tutarak selâm vaziyetinde durmak. present oneself meydana çıkmak, görünmek. present some difficulty güçlük çıkarmak.
9-present i. şimdiki zaman; şimdiki durum; gram. hal kipi, şimdiki zaman kipi. at present şimdiki halde, şimdiki durumda. for the present şimdilik, şu anda.
10-presentable s. takdim olunabilir, sunulabilir; düzgün görünüşlü.
11-presently z. birazdan; şimdi, şimdilik; (eski) veya leh. derhal, hemen.
12-present i. hediye, bahşiş, armağan.
13-present-day s. şimdiki, günümüzün.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
ilginçEng > Tr10:05:21
özellikleTr > Eng12:36:07
duygusallıkTr > Eng12:27:30
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
overwrite f. (wrote, written) fazla ince bir üslupla yazmak; fazla uzun yazmak; bir yazı üzerinde düzeltme yapmak....

superficies i. satıh, yüzey....

federation (i). federasyon....

scourge f., i. kamçılamak; şiddetle cezalandırmak; i. kırbaç, kamçı; ceza vasıtası; afet, musibet, felaket çoğ. ovalayarak....

ziggurat i. zigurat....

gabbro i, jeol gabro...

brewer i. bira yapan kimse, biracı....

glottis i., anat. nefes borusunun ağzı, glotis....

drag (i). sürükleme; sürüklenen şey ağır hareket; tarla tırmığı; (den). suyun dibini taramaya mahsus çengel veya ağ takımı...

asylum sığınak barinak melce himaye koruma muhafaza kimsesiz veya düşkünleri barındıran kurum yetimhane düşkünler evi give asylum to barındırmak insane asylum akıl hastanesi şifa yurdu orphan asylum yetimhane oksüzler yurdu political asylum siyasi iltica take asylum in barınmak sığınmak iltica etmek

TürkçeEnglish
yorumlama explication. exposition. hermeneutics. interpretation....

his Hospital information system A system that provides the information management features that hospitals need for daily bus...

pes etmek to yield. to give in. to submit. back down. to throw in the towel....

yatmak hit the hay. hit the sack. bang. go to bed. couch. be couched. incline. kip. kip down. lay. lay oneself down. lie. lie d...

satranç chess....

bit A unit of measurement that represents one figure or character of data A bit is the smallest unit of storage in a compute...

sallamak agitate. bob. dangle. jiggle. rock. roll. shake. sway. swing. toss. wag. waggle. wave. whisk. wobble. to swing. to sway....

laikleştirme secularization....

ar Ere; before....

sıkışmak jam jam in be stuck tighten be pressed for be pinched be taken short be pushed catch be cramped for space be pinched for time squeeze