| English | Türkçe | | rob | f. soymak; başkasının para veya eşyasını alıp soymak; yağma etmek, talan etmek; mahrum etmek; hırsızlık etmek, adam soy... |
| | throne | i., f. taht; hâkimiyet, saltanat; tahtta oturan kimse, kral, hükümdar; (argo) alafranga tuvalette oturacak yer; f. tah... |
| | anteroom | (i). bekleme odası.... |
| | deserve | (f). müstahak olmak,layık olmak; hak kazanmak, mükafata 1ayık olmak. deservedly (z). hakkıyla, haklı olarak.... |
| | jejune | s. besleyici olmayan; kuvvetsiz, zayıf; yavan, anlamsız, manasız, kuru. jejunely z. kuvvetsiz bir şekilde; yavan olara... |
| | token | i., f. belirti, nişan, işaret; hatıra, yadigâr, andaç; hususiyet, özellik; jeton; f. göstermek, işaret etmek; sembolü ... |
| | drinkable | (s). içilebilir, içilmesi mümkün.... |
| | float | (f). yüzmek, batmamak, su yüzünde durmak, su yüzünde gitmek; hava akımına kapılarak sürüklenmek; hayal gibi hareket e... |
| | ungentlemanly | s. nezaketsiz.... |
| | thundercloud | fırtına bulutu asık surat |
|
|