| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | brigade | i., f. tugay, liva; ekip, yangın için organize edilmiş bir grup insan; f. bir araya getirmek, gruplar meydana getirmek; ... |
| | gaucherie | i. acemice tavır, beceriksizlik.... |
| | coma | (i). coma comatose, comatous (s). komada; yarı baygın.... |
| | copulative | (s)., (i). rapteden, birleştiren, atfeden (uzuv veya kelime). copulative conjunction atıf edatı. copulative propositio... |
| | lustful | s. şehvet düşkünü, şehvetli. lustfully z. şehvetli olarak. lustfulness i. şehvet düşkünlüğü.... |
| | disquisition | (i). tez, tetkik, çaIışma, travay; nutuk, söylev.... |
| | bibelot | i.küçük süs eşyası, biblo, antika küçük parça.... |
| | instant | i. an, dakika, lahza. at this instant bu anda. the instant I came ben gelir gelmez.... |
| | clog | (i). mania, engel; köstek; tahta ayakkabı, takunya, nalın. elog dance tahta ayakkabı ile oynanan dans.... |
| | straggle | yoldan sapmak: sürü veya bölükten ayrılıp dağınık gitmek dağınık olmak straggler arkada kalan kimse straggly dağınık |
|
|
| Türkçe | English | | tur | The urus.... |
| | unutulmak | to be forgotten.... |
| | vantrilok | ventriloquist.... |
| | erg | Arabic word for a sand sea Vast area of drifting sand.... |
| | çizgi | line. stripe. scratch. mark. drawing. bar. furrow. grain. groove. score. stria. wale. wheal.... |
| | ateş etmek | to fire. discharge. let out. pop. shoot.... |
| | lan | Local Area Network, a data communications system consisting of a group of interconnected computers, sharing applications... |
| | sam | System Administration Manager.... |
| | avantajlı | advantageous. propitious.... |
| | sabretmek | be patient endure forbear bear with |
|
|
|