| English | Türkçe |
| astound | (f). aşırı derecede şaşırtmak, bütüun bütün hayret ettirmek. astoundingly (z). hayret ettirecek surette, Saşırtıcı b... |
|
| barbell | (i). halter.... |
|
| navicular | s. kayık şeklinde. navicular bone anat. sandal kemik (el ve ayak bileğindeki). navicular disease atların topuk kemiğine... |
|
| platitude | i. soğuk laf, yavan söz; adilik, bayağılık, tatsızlık. platitudinize f. tatsız laflar söylemek. platitudinous s. souk... |
|
| ennous | Fr. söz aramızda.... |
|
| dingdong | (s)., (i). çan sesi gibi; (i). çan sesi, dan dan; aynen tekrar edilen ses.... |
|
| oyer | i., huk. mahkemeye sunulan belge. oyer and terminer A.B.D. ağır ceza mahkemesi; ing. bir çeşit geçici mahkeme.... |
|
| pulsar | i., astr. aralıklı ve muntazam radyo dalgaları veren gökcismi.... |
|
| tenia | bak. taenia.... |
|
| collet | halka tasma yuva taşın oturduğu yiv yuvaya oturtmak |
|