| English | Türkçe | | size | i., f. büyüklük, hacim, cesamet; beden (elbise), numara (ayakkabı); k.dili. hal, durum; f. istenilen ebatta kesip biçmek... |
| | swash | i., f. çalkantı, çalkantı sesi; dar gelgit yatağı; f. çalkantı sesi ile kıyıyı yalamak; caka satmak.... |
| | comforter | (i). rahatlatıcı şey; teselli edici kimse veya şey; A.B.D yorgan; yün boyun atkısı; bh Ruhulkudus.... |
| | detest | (f). nefret etmek, iğrenmek, tiksinmek. detestable (s). nefret uyandıran, iğrenç, tiksindirici. detestably (z). iğrenile... |
| | jointress | i., huk. kocası tarafından kendisine sürekli gelir bağlanmış olan kadın.... |
| | hollywood | (i). Hollywood.... |
| | man | (ünlem), (argo) (şaşkınlık, zevk, onay gösterir): Hey,man! Man, what a gamel; (konuşmada bir anlamı olmadan boşlukları... |
| | cognize | (f). bilmek, idrak etmek, kavramak; tanımak.... |
| | need | i., f. ihtiyaç, lüzum, gereklik; eksiklik; yolsuzluk, fakirlik zaruret; f. muhtaç olmak, gereksemek istemek; lâzım olma... |
| | sputter | tükürük saçmak tükürük saçarak konuşmak süratle ve anlaşılmaz bir şekilde konuşmak tükürük saçma dili dolaşarak laf söyleme kuru gürültü |
|
|