| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | revolutionary | s., i. devrim kabilinden, inkılâpçı, devrimci; ihtilâlci; i. devrimci veya inkılâpçı kimse; ihtilâlci kimse.... |
| | pun | i., f. (-ned, -ning) kelime oyunu, cinas; f. kelime oyunu yapmak, nükteli söz söylemek.... |
| | sigmate | s. sigma şeklindeki.... |
| | kohlrabi | (i.) yerlahanası, şalgam gibi köklü lahana.... |
| | counterbalance | (f)., (i). eşit kuvvetle karşı koymak; telâfi etmek; denkleştirmek; (i). karşılık, eş ağırlık.... |
| | upshot | i. netice, sonuç, nihayet.... |
| | boulevard | i. bulvar, iki tarafı ağaçlık geniş cadde.... |
| | submarginal | s. sınır veya kenar çizgisi altındaki işlenmeye değmez (toprak); biyol. sınır veya kenara yakın.... |
| | spathe | i, bot. yen, spat, brakte, bürgü.... |
| | just | tam tam tamına kesin olarak hemen şimdi biraz önce ancak hemen hemen neredeyse güçbela darı darına sadece yalnız dili çok just how many tam tamma ne kadar just now hemen şimdi biraz evvel tam şimdi just then arallk esnada derken just there tam orada just the same tıpatıp aynı bununla birlikte yinede Just think! Düşün bir kere! Tasavvur et! He just escaped Dar kurtuldu It is just fine Çok güzeldir Not just yet Daha vakti gelmedi |
|
|
|
|