| English | Türkçe | | buzz | (i)., (f). vızıltı; dedikodu, söylenti: (k).dili telefon konuşması; (f). vızıldamak; fısıldamak; konuşmak; (ing)., argo ... |
| | lively | s. canlı, neşeli; ferah; parlak, keskin; hayatla kaynaşan; zıplayan, geriye seken (top). lively description canlı bir ... |
| | discredit | (f). itibardan düşürmek, kötülemek; şüpheye düşürmek, güvenini sarsmak; inanmamak, kulak asmamak, itimat etmemek.... |
| | idcard | kimlik kartı.... |
| | electrotherapy | i. elektrikle tedavi usulü, elektro terapi.... |
| | unlimber | f. top arabasının koşum parçasını çıkararak hazırlamak; işe hazırlanmak.... |
| | ethmoid , ethmoidal | (s.), (anat.) burun içinde bulunan kalbura benzer bir kemiğe ait. ethmoid bone (anat.) etmoid, kalbur kemiği. ethmoidal ... |
| | trans- | (önek) ötesinde, aşın, karşı tarafta, öbür tarafında; arasından; içinden; tamamen, bütün bütün; çaprazvari.... |
| | stale | f., i. kaşanmak, işemek (at veya sığır); i. at veya sığır sidiği veya kaşanması.... |
| | infinitesimal | bölünemeyecek kadar küçük parçalara ayrılamayan mat hududu sıfıra yaklaşan miktar infinitesimally pek az hemen hiç gibi son derecede küçük |
|
|