|
|
|
Sonuçlar
|
| English | Türkçe | | 1-once | z., s., baglaç, i. bir kere, bir defa; bir vakitler, bir zamanlar, eskiden; herhangi bir zamanda; hemen, derhal; s. onceki, var olan; bağlaç hemen, derhal, herhangi bir zamanda; i. bir kere. all at once birden, birdenbire. once for all son olarak; ilk ve son olarak. once in a while arasıra,ikide bir. once or twice bir iki kere. once upon a time bir varmış bir yokmuş. at once hemen, derhal, şimdi. for once bir kerelik, bu sefer. | | 2-onceover | i., argo bir bakış; etrafı çabucak düzeltme. |
|
| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | catalpa | (i). katalpa ağacı, kurt yemez ağacı,(bot). Catalpa.... |
| | veil | i., f. peçe, yaşmak, perde; tül, duvak; bahane, maske; cenin zarı; f. peçe ile örtmek; üstünü kapamak, gizlemek. beyond... |
| | bawdy | (s)., (i). açık saçık, müstehcen; (i). müstehcen söz. bawdily (z). açık saçık bir şekilde. bawdiness (i). açık saçık olu... |
| | count | (f). saymak, hesap etmek; hesaba katmak, göz önünde tutmak; sayılmak, nüfuzu olmak, itibarı olmak. count for değeri olm... |
| | rejoin | f. cevap vermek, mukabelede bulunmak; huk. cevaba cevap vermek.... |
| | warranty | i., huk. kefalet, kefaletname; garanti; yetki, salahiyet, hak.... |
| | hitch | (i). çekiş; ilişme, ilişiklik; engel, mâni, arıza; topallama, aksama; bağlantı parçası; (den). volta, bağ, adi duğüm; ... |
| | licorice | , İng. liquorice i. meyan, meyan kökü; bot. Glycyrrhiza glabra; meyan kökü hulasası ve ,sekeri.... |
| | representation | i. temsil etme veya edilme; simgeleyen şey, resim, suret; temsil, tiyatro oyunu, piyes; rol; başkalarını temsil etme h... |
| | pigment | renk maddesi boya maddesi toz boya biyol hayvan veya bitki dokularına renk veren madde pigman pig mentary renk maddesine ait pigmanlı pigmenta'tion boyadan meydana gelen renklilik biyol hücrelerin renkli madde hâsıl etmesi Pigmy |
|
|
| Türkçe | English | | erişilebilirlik | accessibility.... |
| | zonklamak | to throb with pain. throb.... |
| | kararlaştırma | settlement.... |
| | sapır sapır | used in.... |
| | ramp | Any sloping member, other than a purely constructional one, such as a continuous parapet to a staircase.... |
| | reformist | a disputant who advocates reform. favoring or promoting reform.... |
| | sürtme | friction. rub. scrape. rubbing. wandering. loitering.... |
| | anlatım | expression. narration. exposition.... |
| | reel | To incline, in walking, from one side to the other; to stagger.... |
| | keman | fiddle violin |
|
|
|