eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-once z., s., baglaç, i. bir kere, bir defa; bir vakitler, bir zamanlar, eskiden; herhangi bir zamanda; hemen, derhal; s. onceki, var olan; bağlaç hemen, derhal, herhangi bir zamanda; i. bir kere. all at once birden, birdenbire. once for all son olarak; ilk ve son olarak. once in a while arasıra,ikide bir. once or twice bir iki kere. once upon a time bir varmış bir yokmuş. at once hemen, derhal, şimdi. for once bir kerelik, bu sefer.
2-onceover i., argo bir bakış; etrafı çabucak düzeltme.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
urselfEng > Tr09:33:26
FAKEEng > Tr20:05:33
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
hakkını vermekTr > Eng16:34:34
uzatmakTr > Eng16:33:09
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
catalpa (i). katalpa ağacı, kurt yemez ağacı,(bot). Catalpa....

veil i., f. peçe, yaşmak, perde; tül, duvak; bahane, maske; cenin zarı; f. peçe ile örtmek; üstünü kapamak, gizlemek. beyond...

bawdy (s)., (i). açık saçık, müstehcen; (i). müstehcen söz. bawdily (z). açık saçık bir şekilde. bawdiness (i). açık saçık olu...

count (f). saymak, hesap etmek; hesaba katmak, göz önünde tutmak; sayılmak, nüfuzu olmak, itibarı olmak. count for değeri olm...

rejoin f. cevap vermek, mukabelede bulunmak; huk. cevaba cevap vermek....

warranty i., huk. kefalet, kefaletname; garanti; yetki, salahiyet, hak....

hitch (i). çekiş; ilişme, ilişiklik; engel, mâni, arıza; topallama, aksama; bağlantı parçası; (den). volta, bağ, adi duğüm; ...

licorice , İng. liquorice i. meyan, meyan kökü; bot. Glycyrrhiza glabra; meyan kökü hulasası ve ,sekeri....

representation i. temsil etme veya edilme; simgeleyen şey, resim, suret; temsil, tiyatro oyunu, piyes; rol; başkalarını temsil etme h...

pigment renk maddesi boya maddesi toz boya biyol hayvan veya bitki dokularına renk veren madde pigman pig mentary renk maddesine ait pigmanlı pigmenta'tion boyadan meydana gelen renklilik biyol hücrelerin renkli madde hâsıl etmesi Pigmy

TürkçeEnglish
erişilebilirlik accessibility....

zonklamak to throb with pain. throb....

kararlaştırma settlement....

sapır sapır used in....

ramp Any sloping member, other than a purely constructional one, such as a continuous parapet to a staircase....

reformist a disputant who advocates reform. favoring or promoting reform....

sürtme friction. rub. scrape. rubbing. wandering. loitering....

anlatım expression. narration. exposition....

reel To incline, in walking, from one side to the other; to stagger....

keman fiddle violin