| English | Türkçe | | phot. | kıs. photograph, photography.... |
| | en | (sonek) kelimeleri sıfat, fiil, isim yapan ek.... |
| | store | i., f., (A.B.D. mağaza, dükkân; biriktirilmiş şey, stok; hazne, ambar; çoğ. levazım, kumanya; bolluk; f. saklamak; birik... |
| | crenate, crenated | (s). (yaprak, kâğıt) kenarı diş diş olan, tırtıllı. crenature (i). yaprağın kenarındaki tırtıl, diş.... |
| | coerce | (f). zorlamak, mecbur etmek; baskı altında tutmak, tazyik etmek. coercion (i). tazyik, zorlama, baskı. coercionist (i). ... |
| | gauntlet | bak. gantlet.... |
| | pharmaceutic ,- ical | s. eczacılığa ait; ilâç kullanımına ait. phar- maceutic chemistry farmasotik kimya. pharmaceutically z. eczacılık usul... |
| | pussyfoot | f., i. kedi gibi sessizce yürümek; kendi fikrini belirtmemek; i. fikrini belirtmeyen kimse.... |
| | abrupt | (s). birdenbire olan, ani olan, acele ile olan; ters, haşin; birbirini tutmaz, kesik, pürüzlü; çok dik abruptly (z).... |
| | japan | Japonya Sea of Japan Japon denizi |
|
|