eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-number (f.) saymak; hesap etmek; numara koymak; ihtiva etmek; sayısını sınırlandırmak. He numbers eighty years. Seksen yaşındadır. We number fifty men. Elli kişiyiz.
2-number (i.) sayı, adet, numara, rakam; (çoğ.) çokluk; gram bir kelimenin tekil veya çoğul olmasına göre hali; müzik parçası. numbers (i.), numbers game gangsterlerin düzenlediği bir çeşit piyango. a number of birtakım, birkaç. back number bir mecmuanın eski sayılarından biri; ABD, (k.dili) geri kafalı kimse, modası geçmiş şey. beyond number sayısız, sayılamaz. cardinal number asıl sayı. cute number çekici ve sevimli kız. fractional number kesirli sayı. get veya have one's number içini okumak. his opposite number karşı tarafta aynı yeri işgal eden kimse. imaginary number sanal sayı. irrational number yadrasyonel sayı. Look out for number one. Kendi çıkarına bak. ordinal number sıra sayısı. prime number asal sayı. rational number rasyonel sayı. whole number tam sayı. with out number sayısız, hesapsız. numberless (s.) sayısız, hesapsız.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
ilginçEng > Tr10:05:21
özellikleTr > Eng12:36:07
duygusallıkTr > Eng12:27:30
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
marriageable s. evlenecek yaşta, yetişmiş....

hideout (bak). hideaway....

hetero (s). karşı cinse ilgi duyan, homoseksuel olmayan....

pyrogallate i., kim. pirogalol tuzu veya ruhu....

afoot (z). ayakta; yataktan kalkmış; hareket halinde, ilerlemekte....

disarrange (f). karıştırmak, dağıtmak, düzenini bozmak. disarrangement (i). karışıklık, düzensizlik, dağınıklık....

luck i. talih, şans, baht, ikbal; uğurlu şey. as luck would have it şansıma. down on one's luck talihsiz, bahtsız. for luck...

legitimist i. kanuni yetkiyi onaylayan kimse; özellikle Fransa'da Bourbon krallığı taraftarı; İspanya,da Don Carlos partisi taraft...

hike (f)., (i). engebeli arazide uzun yürüyüş yapmak; (etek) toplamak; fiyatı yükseltmek; kaldırmak; (i). uzun ve çetin yür...

rapier dar ve uzun kılıç meç rapier thrust meçle vuruş iğneli söz

TürkçeEnglish
öğretim programı curriculum....

dörtgen quadrilateral. quandrangle....

tatil vacation. holiday. recessional. stoppage. recess. vac. shutdown....

ilkelleşmek regress. to become primitive....

debimetre flow meter....

günlük defter journal....

İskandinavya scandinavia....

nazır facing. overlooking. minister bakan. minister....

deşarj discharge....

sıyırtmak scrape