| English | Türkçe | | postulant | i. talip olan kimse; bir şey üzerinde hak iddia eden kimse; namzet, özellikle papazlığa namzet kimse.... |
| | tridimensional | s. üç boyutlu.... |
| | amomum | (i)., (bot). kakule.... |
| | iconoscope | i. televizyonda resim çeken cihazların tarama kısmı, ikonoskop.... |
| | stepladder | i. seyyar merdiven.... |
| | shed | (f.) (shed, shedding) dökmek, akıtmak, saçmak, dağıtmak; içine geçirmemek (su); atlatmak. shed blood kan dökmek. shed ... |
| | duck | (f)., (i). başını veya vücudunu suya sokup çıkarmak, suya daldırmak; başını çabucak eğip kaldırmak; bir darbeden sakın... |
| | gonorrhea | (i.), (tıb.) belsoğukluğu .... |
| | incondensable | s. yoğunlaştınlamaz; kısaltılamaz; sıvı haline dönüştürülemeyen (gaz).... |
| | sightseeing | gezme ilginç yerleri ziyaret etme |
|
|