| English | Türkçe |
| youthful | s. genç; dinç; gençliğe yakışır.... |
|
| expressage | (i). ekspresle paket gönderme; bu iş için ödenen ücret.... |
|
| squadron | i., f. süvari bolluğu; ufak donanma, filo; hava filosu; f. bölük bölük tanzim etmek; filo teşkil etmek.... |
|
| sponsor | i., f. kefil; vaftiz babası veya anası, manevi baba veya ana; bir radyo veya televizyon programının masraflarını kar... |
|
| curmudgeon | (i). tamahkâr, huysuz adam. curmudgeonly (s). tamahkâr.... |
|
| fraulein | (i). evli olmayan Alman kadını, Bayan (bekar), Matmazel.... |
|
| samite | i. altın veya gümüşle dokunmuş ipekli kumaş.... |
|
| errantry | (i.) maceraperest şövalyelere has davranışlar.... |
|
| paraleipsis | i., kon. san. bir hususu ihmal eder gibi görünerek dikkati özellikle o nokta üzerine çekme.... |
|
| preter-, praeter- | önek den öte ötesinde |
|