| English | Türkçe |
| storekeeper | i. dükkâncı, mağazacı; ambar memuru.... |
|
| yolk | i. yumurta sarısı; yapağı yağı.... |
|
| sematic | s. işaret eden; biyol. tehlikeyi belirten (zehirli veya tehlikeli hayvanların renkleri gibi).... |
|
| outdoors | z. i. dışarıya; dışarıda, açık havada; i. açık hava.... |
|
| gravure | (i.), (matb.) tifdruk, tifdurk.... |
|
| pawn | f. rehine koymak; malını veya canını tehlikeye atmak.... |
|
| abdomen | ()i karın, batın; biyol haşarat gövdesinin art kısmı abdom'inal (s) karna ait abdominal cavity (anat) karın boşluğ... |
|
| sub- | (önek) as ast; alt, aşağı; ikincil; yan; hemen hemen.... |
|
| waterproof | s., i., f. su geçirmez; i. yağmurluk, empermeabl; f. sugeçirmez hale koymak.... |
|
| taiwan | Tayvan Formoza |
|