eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-near f. yaklaşmak, yakına gelmek.
2-nearly z. yakından; az daha, neredeyse, hemen hemen. as nearly as I can tell yaklaşık olarak, bildiğim kadarıyle.
3-near z., s., (edat) yakın, yakında; hemen hemen, az daha, neredeyse; aşağı yukarı, yaklaşık olarak; şuracıkta; s. yakın; teklifsiz, sıkı, samimi; sadık (tercüme); soldaki (araba veya at); cimri, eli sıkı; (edat) bitişik, yakın. near at hand yakın. near beer hafif bira. nearby s., z. yakın; z. yanında. Near East Yakın Doğu. near rhyme yaklaşık kafiye. nearsighted s. miyop, uzağı iyi göremeyen. nearness i. yakınlık.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
özellikleTr > Eng12:36:07
duygusallıkTr > Eng12:27:30
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
ilginçTr > Eng02:16:51
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
macule i., f. leke; f., matb. bulanık basmak....

sermon (i.) vaız, dinsel öğüt, hutbe; nasihat, ihtar. sermonette (i.) kısa vaız. sermon'ic (s.) va'za uygun, vaız kabilinden. ...

scombroid i., s. uskumrugillerden bir balık; s. uskumrugillere ait....

stagnate f. durgun olmak, durgunlaşmak, durgunluk sebebinden bozulmak (su); atıl veya hareketsiz olmak; bitki gibi yaşamak. stag...

malefic s. büyü gibi kötü tesiri olan, zararlı...

jesuit i. Cizvit, 1534'te İspanyol Ignatius Loyola'nın kurduğu tarikata bağlı kimse; entrikacı kimse, düzenbaz kimse. Jesuit...

antilogarithm (i)., (mat). Logaritma oranında olan sayı....

comma (i). virgül .comma bacillus virgül şeklinde mikrop, kolera mikrobu. inverted commas tırnak işareti....

corespondent (i)., (huk). zina davasında maznunun suç ortağı olan uçüncü şahıs....

thought düşünce fikir tasavvur mütalaa düşünme düşünüp taşınma endişe görüş kanaat düşünme kuvveti ümit nad bir parça happy thought mutluluk veren düşünce on second thought daha iyi düşününce take thought düşünmek tartmak

TürkçeEnglish
mühür mumu sealing wax....

sonunda at last. in the end. eventually adv. lastly....

boykot boycott. boycotting. debarment....

göz bankası eye bank....

ifrit demon....

adalet equity. justice....

benzemez dissimilar....

şahinci falconer....

odun kömürü wood coal. charcoal....

lakerda salted tunny pickled tunny