| English | Türkçe | | daffodil | (i). zerrin, fulya, nergis, (bot). Narcissus pseudo-narcissus.... |
| | foil | (f)., (i). engellemek, mâni olmak: şaşırtmak, işini bozmak; avda avcıları saşırtmak; (i). hayvan izi.... |
| | middler | i. üç sınıflı okullarda orta sınıfta olan öğrenci.... |
| | vilayet | i. vilayet.... |
| | store | i., f., (A.B.D. mağaza, dükkân; biriktirilmiş şey, stok; hazne, ambar; çoğ. levazım, kumanya; bolluk; f. saklamak; birik... |
| | kaffir cat | Afrika ve Anadolu'da yaşayan ve evcil kedinin atası sayılan bir yaban kedisi, zool. Felis ocreata.... |
| | chock | (i). odun parçası, takoz; (den). yomalık büyük kurt ağzı; kızak.... |
| | vocabulary | i. ek sözlük, lügatçe; kelime bilgisi; bir dilde bulunan bütün kelimeler; güz. san. ifadeyi meydana getiren bütün.... |
| | busy | s. meşgul; hareketli, faal; işgüzar, burnunu her işe sokan. busy signal meşgul işareti. busybody i. herkesin işine burnu... |
| | sorites | man zincirleme kıyas |
|
|