| English | Türkçe | | naked | s. çıplak, üryan, yalın; bot. çıplak, örtüsüz; çaresiz, savunmasız, silâhsız; açık; yalçın; huk. ispatsız, sade, kuru, ... |
| | kigali | i. Kigali, Ruanda'nın başkenti .... |
| | pahlavi | i. Pehlevi.... |
| | lower | s., z. daha aşağı; daha alçak. lower case minüskül, küçük harf. lower chamber halk meclisi, avam kamarası. lower clas... |
| | pinkeye | i., tıb.bulaşıcı.... |
| | stillhunt | i. sessizce ve gizlenerek avlama; k.dili. sessizce ve ihtiyatla bir şeyin peşinden gitme.... |
| | trowel | i., f. mala, sürgü; fidanları sökmeye veya dikmeye mahsus el küreği; f. mala ile sıvamak, malalamak.... |
| | noisemaker | (i.) merasimlerde gürültü çıkaran zil, borazan ve benzeri; gürültü yapan kimse.... |
| | cambridge | (i). Cambridge şehri; Cambridge universitesi.... |
| | abundance | bolluk çokluk bereket servet |
|
|