 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | adult | (s)., (i). reşit, ergin, erişkin (kimse).... |
| | hepatitis | (i). karaciğer iltihabı, kara sarılık.... |
| | topsyturve | z., s., i. altüst, başaşağı, karmakarışık; i. başaşağı vaziyette olma; karışıklık.... |
| | scintillate | f. kıvılcımlar saçmak, parı1damak, ışıldamak, yıldız gibi pırıldamak; canlı bir şekilde konuşmak. scintilla'tion i. k... |
| | guideline | (i.) okuyucuya yardımcı olmak için kitap sayfasının üstüne yazılan yazı; standart tespit eden kural veya prensip, tüz... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | gömme banyo | sunken bathtub.... |
| | mimarlık | architecture. being an architect.... |
| | Mezopotamya | mesopotamia. mespot.... |
| | müdafi | defense lawyer. defender. counsel for the defense. counsel for the defence.... |
| | nakşolmak | to be engraved in (one's mind or memory.... |
|
|
|
 |
|
 |
|