| English | Türkçe | | ashore | (z). karaya, karada, kıyıya, kıyıda, karaya oturmuş (gemi).... |
| | lifelong | s. bütün ömründe, ömür boyu, bir ömür devam eden.... |
| | overblown | s. abartmalı, şişirilmiş; tazeliğini kaybetmiş (çiçek).... |
| | overplay | f. büyütmek, abartmak, mübalağa etmek; çok iyi oynamak. over play one's hand kendi olanaklarına fazla güvenmek.... |
| | trill | f., i. sesi titremek veya titretmek; titrek ses ile söylemek veya terennüm etmek; i. sesin titremesi; müz. titrek ses;... |
| | unopened | s. açılmamış.... |
| | slipshod | s. dikkatsizce yapılmış; hareketlerinde ve giyiminde dikkatsiz, pasaklı, şapşal.... |
| | prolocutor | i. taraftarlık eden kimse; bazı meclislerin reisi.... |
| | competence | (i). yeterlik, kifayet; yetenek, ehliyet, iktidar, güç; hak, yetki, salahiyet; geçinecek kadar gelir.... |
| | buncombe, bunkum | dili boş laf palavra |
|
|