| English | Türkçe | | hame | (i.) hamutun koşum kayışına bağlı eğri tahtalarından biri.... |
| | together | z., s. beraber, birlikte, hep bir yerde, bir arada; aralıksız, fasılasız; s., A.B.D., (argo) sakin, kendine hâkim, kend... |
| | shabby | (s.) kılıksız, pejmurde, eski püskü; kötü, haksız. shabbily (z.) kılıksızca, pejmurde bir halde; haksızca; cimrice. sha... |
| | antitype | (i). meydana geleceğine önceden işaret veya ima edilen olay.... |
| | cozy | (s)., (i). rahat, sıcak, samimi, hoş; (i). çaydanlık örtüsü.... |
| | terminable | (s.) sınırlanabilir, vadesi tayin edilir. terminabil'ity, terminableness (i.) vadeye tabi olma.... |
| | tomtom | i. tamtam.... |
| | cauline | (s)., (bot). sapa ait, sap ile ilgili; sap üzerinde büyüyen.... |
| | perspicacious | s. keskin zekâlı, anlayışlı. perspicaciously z. keskin zeka ile, anlayışla.... |
| | attendant | hizmetçi hizmetkar refakat eden kimse eşlik eden kimse beraberinde olan şey bir kimsenin maiyetinde çalışan memur netice akıbet |
|
|