| English | Türkçe | | astrand | (s) . kıyıda, karaya oturmuş.... |
| | concoct | (f). birbirine karıştırarak hazırlamak, tertip etmek yapmak; uydurmak, kurmak (hikaye, yalan). concoction (i). karışım, ... |
| | redoubt | (i.) tabya, palanka.... |
| | way | i. yol, tarik; yön, yan, taraf, cihet; yer; mesafe; usul, tarz; husus; adet, itiyat, huy; hal, durum, halet; gidiş, il... |
| | offset | f. (-set) denge meydana getirmek: karşılığı ile denkleştirmek; boruya dirsek koymak; ofset usulü basmak; dallanmak.... |
| | joggle | f., i. hafifçe sarsmak, yavaşça sallamak; hafifçe sarsılmak veya sallanmak; geçme ile tutturmak; i. birden dürtme, sal... |
| | slink | f. (slunk) sıvışmak.... |
| | disassociate | (f). ayırmak, münasebetini kesmek, ilgisini kesmek.... |
| | unhorse | f. attan düşürmek; atın. almak; düşürmek, yerinden çıkarmak.... |
| | soluble | eritilebilir halledilebilir çözülebilir halli mümkün solubility solubleness erime kabiliyeti |
|
|