| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | psychometry | i. psikometri, ruh ölçümü; bir şeye dokunmak veya ona yakın olmakla o şey hakkında bilgi edinme.... |
| | halftone | (i.), (matb.) resmi hafif noktalarla gösteren klişe.... |
| | swollen | bak. swell; s. şişmiş.... |
| | empty | s., i. boş; yoksun, mahrum; k.dili aç; önemsiz, değersiz, anlamsız, yararsız, nafile, beyhude; verimsiz, meyvasız, sem... |
| | consubstantial | (s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.... |
| | catsup | (bak). ketchup.... |
| | bros | kıs. brothers.... |
| | petrel | i., zool. yelkovankuşuna benzer herhangi bir deniz kuşu.... |
| | baconian | (s)., (i). İngiliz âlim ve filozofu Francis Bacon'a veya doktrinlerine ait; (i). Bacon felsefesine bağlı olan kimse. Bac... |
| | provision | tedarik tedarik olunan şey hazırlama hazırlık koşul şart çoğ zahire erzak tedarik etmek yemek veya gerekli şeyleri sağlamak |
|
|
|
|