| English | Türkçe | | benignant | s. iyi huylu, merhametli, müşfik. benignantly z. müşfik bir sekilde.... |
| | grease | (i.) yağ içyağı, et yağı, kuyruk yağı; koyu makina yağı; yıkanmamış yapağı; (bayt.) atın topuğuna arız olan bir iltihap... |
| | trainer | i. talimci, terbiye edici, antrenör; top nişancısı; talim uçağı.... |
| | permeable | s. nüfuz edilebilen, geçirgen. permeabil'ity i. nüfuz edilme kabiliyeti, nüfuziyet, geçirgenlik.... |
| | reconstruct | (f.) tekrar inşa etmek, yeniden yapmak veya tertip etmek; kalıntılarından eski halini anlamak; geçmiş bir olayın ayrın... |
| | distant | (s). uzak, ırak (yer veya zaman); soğuk, ağır, mesafeli (kimse); belirsiz, hafif. distant relative uzak akraba. distan... |
| | postmortem | s., i öldükten sonra; i. otopsi.... |
| | counterproposal | (i). mukabil teklif , karşı öneri.... |
| | isobar | (i.) izobar, eşbası.... |
| | sendal | ortaçağda kullanılan ince bir ipekli kumaş |
|
|