| English | Türkçe | | spilth | i. dökülen şey; artık, fazlalık, döküntü... |
| | discourse | (i)., (f). karşılıklı konuşma, mükâleme, muhavere; tez, makale, broşür; söz, hitabe, nutuk; (f). söylemek, bahsetmek,... |
| | jerk | i. şiddetli ve ani çekiş, silkinme, silkme; fizyol. büzülme, burkulma; (argo) görgüsüz kimse, kaba saba kimse, slang. a... |
| | conversation | (i). konuşma, sohbet, muhavere mükâleme. conversation piece dikkati çeken ve kendisinden bahsettiren herhangi bir şey... |
| | syriac | s., i. Süryanice ile ilgili; Süryanice; Süryanî.... |
| | scandalous | s. rezalet kabilinden, rezilane, kepazece, iftira kabilinden, lekeleyici. scandalously z. rezilcesine. scandalousness i... |
| | sot | i. bekri kimse, ayyaş kimse.... |
| | antipyretic | (s). (tıb). harareti teskin eden, ateş düşürücü.... |
| | lodge | f. geçici olarak oda vermek; misafir etmek; yerleştirmek, emaneten teslim etmek, vermek; arzetmek, takdim etmek; ekini... |
| | succumb | yenilmek mağlup olmak dayanamamak ölmek |
|
|