eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-law (i.) kanun, yasa, nizam, kaide, kural, düstur; adalet; hukuk; tabiat kanunu; usul, töre, âdet. the law hâkim veya avukatlar sınıfı; polis law and order küçük suçlara karsı şiddet; sokaklarda emniyet. law court mahkeme. law merchant ticaret kanunu. law of nations devletler hukuku. law school hukuk fakültesi. law term hukuk deyimi veya dili; adliye mahkemelerinin toplanma zamanı. administrative law idare hukuku. canon law şeriat; kilisenin koyduğu yasaklar. civil law medeni hukuk. commercial law ticaret hukuku. common law örf ve âdet hukuku. international law milletlerarası hukuk, devletler hukuku. martial law örfi idare, sıkıyönetim. go to law mahkemeye müracaat etmek, dava etmek. lay down the law diktatörlük etmek. take the law into one's own hands hakkını kendi eli ile almak, intikamını almak.
2-lawabiding (s.) kanuna itaat eden.
3-lawbook (i.) kanunname, kanun dergisi.
4-lawbreaker (i.) kanuna aykırı hareket eden kimse.
5-lawful (s.) caiz, kanuna uygun, kanuni, meşru. lawfully (z.) kanuna uygun bir şekilde, kanuna göre, kanun gereğince. law fulness (i.) kanuna uygunluk.
6-lawgiver (i.) kanun yapan kimse, kanun yapıcısı.
7-lawless (s.) kanuna aykırı, kanun tanımaz, nizamsız, kanunsuz; serkeş. lawlessly (z.) kanun tanımayarak, serkeşçe. lawlessness (i.) kanunsuzluk, kanun tanımazlık.
8-lawmaker (i.) meclis üyesi.
9-lawn (i.) ince keten bezi; ince keten veya pamuklu kumaş; ince elek.
10-lawn (i.) çimenlik meydan, çayır, çimen, çim tarhı. lawn mower çimen biçme makinası. lawn party çimenlik yerde yapılan eğlence veya ziyafet. lawn sprinkler çimen sulama aygıtı. lawn tennis açık havada oynanan tenis.
11-lawrencium (i.) lavrensiyum.
12-lawsuit (i.) dava.
13-lawyer (i.) avukat, dava vekili.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
hakkını vermekTr > Eng16:34:34
uzatmakTr > Eng16:33:09
işbirliğiTr > Eng16:29:37
possibleEng > Tr16:27:04
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
royalist i. kralcı. royalism i. kralcılık. royalist, royalis'tic s. kralcı....

tailgate , tailboard i. yük arabasının arkasındaki menteşeli veya sürme kapak, arka kapak....

beetle s., f. sarkık, taşan; f. sarkmak, dışarı doğru çıkıntı yapmak; taşmak. beetlebrowed s. sarkık kaşlı; çatık kaşlı....

hootch i., A.B.D, argo İndonezya'da saz damlı ev; ev....

nuance (i.) ince fark, ayırtı, nüans....

ragpicker i. paçavracı....

macaronic s. diğer bir dili taklit ederek mizahi bir şekilde yazılan (edebi eser)....

enviable s. gıpta edilen, istenilen, güzel, iyi, başarılı. enviably z. gıpta edilecek kadar....

samphire i. deniz rezenesi, bot. Crithmum maritimum....

kaleidoscope çiçek dürbünü kaleydoskop çok değişen manzara

TürkçeEnglish
taşınma removal....

göğüs chest. bosom. forward part. breast. heart. thorax....

kanun act. act of parliament. code. enactment. law. rule. statute. principle. scientific law. law of nature. canon. legislativ...

logos Greek In debate, appealing to reason, a sense of logic. A symbol for Christ, the word incarnate, or 'word made Flesh:' w...

süreklilik continuousness. assiduity. continuance. continuity. permanence. permanency....

didişme scrimmage....

nara yell. shout. cry....

Fin The Fin, also known as the 'vertical stabilizer', is the fixed vertical surface at the rear of an aircraft It provides y...

salaş booth. market stall. temporary shed....

ayıran diacritic