| English | Türkçe |
| silence | i., f. sessizlik, sükut; zikretmeyiş, bahsetmeyiş; ketumiyet, sır saklama; sükunet, huzur; müz. es; f. susturmak, sesin... |
|
| clue | (i)., (f). ipucu, (iz)., anahtar; (f). bilgi vermek, aydınlatmak.... |
|
| masher | i ezen kimse veya şey; (argo) kadın peşinde koşan sahte aşık, çapkın erkek.... |
|
| oceania | (i.) Okyanusya, orta Pasifikteki adalara verilen ortak ad.... |
|
| voluptuary | s., i. şehvet veya zevk düşkünlüğüne ait; i. şehvetperest kimse.... |
|
| insinuate | f. üstü kapalı söylemek, ima etmek; kurnazlıkla fikrini anlatmak; yavaş yavaş girmek. insinuatingly z. ima ile.... |
|
| supervene | f. takip etmek, izlemek, arkasından gelmek; sonra meydana gelmek.... |
|
| iatric | s. tıbba ait, doktorlarla ilgili. iatry sonek tedavi: psychiatry ruh tedavisi. ib., ibid. kıs. ibidem.... |
|
| bent | i. birkaç çeşit sert çimen.... |
|
| deacon | diyakoz kilise veya cemaat işlerinde gönüllü olarak papaza yardım eden kimse dili ilâhileri satır satır okumak göz boyamak |
|