| English | Türkçe | | anglophile | (s). ingiliz hayranı ve taraftarı.... |
| | maltreat | f. kötü davranmak, eziyet etmek. maltreatment i. fena muamele.... |
| | miaow , miaou | bak. meow.... |
| | prescript | i. kanun, emir, yönerge, hüküm.... |
| | eton | (i.) ingiltere de bir kasaba ve bir özel okul. Etoncollar ceket yakası üzerine dönen geniş ve sert bir çeşit gömlek yaka... |
| | tradesman | i. dükkâncı, esnaf adam.... |
| | straightforward | s. doğru sözlü, dobra dobra söyleyen, dürüst, açık sözlü. straightforwardly z. açıkça, dürüst bir şekilde, dobra dobr... |
| | nonobjective | (s.), (güz.) (san.) nesnel olmayan.... |
| | case | (i)., (f). kutu; mahfaza; kın; kasa; çerçeve; matbaa tezgâhı; (f). kutu veya mahfaza içine koymak, sokmak.... |
| | esteem | itibar etmek saymak kıymet vermek hürmet etmek takdir etmek sanmak zannetmek itibar hürmet kıymet kanı zan |
|
|