eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-know (f.) (knew, known) bilmek, tanımak; seçmek, farketmek; iyi bilmek, malumatı olmak, malumat edinmek; haberi olmak, haberdar olmak; ezberlemek; tecrübeyle bilmek; eski cinsi münasebette bulunmak. He should have known better than to do it. O işi yapmayacak kadar aklı olmalıydı. know how usulünü bilmek. know ones own mind emin olmak, tereddüt etmemek, kararlı olmak. know the ropes usulunu bilmek, çaresini bilmek. know whats what uyanık fikirli olmak, dünyada olup bitenleri bilmek. Not that l know of. Bildiğime göre, değil (yok). the known (mat.) bilinen, malum. knowable (s.) bilinmesi mümkün, bilinir.
2-know (i.) bilgi, malumat. be in the know malumatı olmak, gizli bir şeyden haberi olmak.
3-knowing (s.) bilgisi olan, malumatı olan; çok bilmiş, şeytan, kurnaz, açıkgöz. knowingly (z.) bilerek, bile bile, kasten.
4-knowledge (i.) bilgi, malumat, vukuf; ilim; kanaat; eski cinsi münasebet. intuitive knowledge hisle edinilen bilgi. take knowledge of biri hakkında (bir şey) anlamak. this branch of knowledge ilmin bu dalı. to my knowledge bildiğim kadar, bildiğime göre. knowledgeable (s.) bilgili, zeki.
5-known (bak.) know.
6-knownothing (i.) cahil kimse.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
özellikleTr > Eng12:36:07
duygusallıkTr > Eng12:27:30
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
ilginçTr > Eng02:16:51
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
hydropicical s., tıb. sıskalık cinsinden, sıskalık illetine tutulmuş....

dreadnought, naught (i). kalın yünlü palto veya kumaş; (den). eskiden kullanılan ağır toplu bir deniz zırhlısı, dretnot; gözüpek kimse....

extramural (s). şehir veya okul duvarları dışında, okullar arası (karşılaşma)....

champignon ..yenilebilen mantar....

profit i. kâr, kazanç; menfaat, fayda, yarar. profit motive kâr güdüsü. profit sharing kârı bölüştürme. profit and loss acco...

shy f., i. ürkmek (at), ürkerek zıplamak; i. ürkme. shy away veya shy off çekinmek, tereddüt etmek....

scale i., f. derece; mikyas; cetvel; müz. ıskala, gam; derece taksimat; f. tırmanmak; hesaplamak, tartmak; ayarlamak. down i...

enface f. yüz tarafına yazmak veya basmak (poliçe, fatura)....

lentil i. mercimek, bot. Lens culinaris. water lentil su mercimeği, bot. Lemna minor....

blouse bulüz gömlek sarkmak kendini bırakmak

TürkçeEnglish
proton Particle found in a nucleus with a positive charge Number of these gives atomic number Back to top Q....

planet A large body that orbits the Sun....

Ari Aileron-Rudder Interconnect....

akdoğan gerfalcon....

sürtük gadabout (woman. streetwalker. prostitute. tramp. trollop....

kadavra cadaver. carcass. carcase. corpse. dead body. subject....

eski eserler ancient monuments....

önlemek avert. avoid. block. check. discourage. foil. remedy. repress. stop. thwart. to prevent. to prohibit. to block. to stop....

kal Strife....

demek bid call observe say term utter to say to call to name to mean