| English | Türkçe |
| drowse | (f)., (i). uyuklamak, ayakta uyumak, pineklemek; uyku vermek; pinekleyerek vakit öldürmek; (i). uyuklama, yarı uykulu ... |
|
| anachronism | (i). tarih hatası, bir şâhıs veya olayı gerçek devrinden başka bir tarihte gösterme.... |
|
| geriatric | s. ihtiyarların sıhhi durumu ile ilgili. geriatrics i. ihtiyarlarla ilgili tıp ihtisası. geriatric'ian i. ihtiyarlık ... |
|
| undefined | s. tarif edilmemiş; bellisiz.... |
|
| toque | i. başa sıkıca oturan kenarsız bir kadın şapkası... |
|
| velites | i., çoğ., Rom. tar. hafif piyade.... |
|
| imbalance | i. dengesizlik, muvazenesizlik... |
|
| crueial | (s). çok ehemmiyetli, can alıcı, dönüm noktası olabilen.... |
|
| belvedere | i., it., mim. tepe köşkü, binaların özellikle üst kat taraçaları; manzara seyredilmesi için yapılmış bina. the Belvedere... |
|
| librate | terazi gibi sallanmak titreşmek libratory terazi gibi sallanan |
|