| English | Türkçe | | blind | s., f., i. kör, âmâ; anlayışsız, anlamamakta direnen; şuursuz, gözü kararmış; duygusuz; anlaşılması güç; gizli, gözden u... |
| | classy | (s)., (argo). harikulade; sosyetik; şık, kibar.... |
| | chophouse | (i). pirzola servisi yapan lokanta; çin'de gümrük binası.... |
| | quote | f., i. aktarmak, aktarma yolu ile söylemek, birinin sözünü tekrarlamak; tic. (fiyat) söylemek; piyasa fiyatını söylelem... |
| | sterling | i., s. İngiliz parasının resmi ölçüsü; sterlin gümüşü; sterlin; s. sterlinle ödenebilen; sterlin gümüşü ile yapılmış; ... |
| | italic | (s.), (i.) italik harflere ait; italik yazı gibi; (i.), (gen.) (çoğ.) italik.... |
| | camera | (i). fotoğraf makinası, kamera; hakimin özel odası. in camera (huk). gizli celsede. cameraman (i). kameraman.... |
| | borne | bak. bear; s. taşınmış, götürülmüş; tahammül edilmiş, dayanılmış.... |
| | realize, (ıng.) ise | (f.) anlamak, tasavvur etmek; idrak etmek; gerçekleştirmek; tahakkuk ettirmek; para getirmek; paraya çevirmek. realiza... |
| | information | malumat bilgi haber huk şikâyet danışma |
|
|