| English | Türkçe |
| interpose | (f.) iki şeyin arasına koymak; araya girmek, müdahale etmek .... |
|
| cable | (f). kablo ile raptetmek bağlamak;kablo döşemek sualtı kablosu ile telgraf çekmek. cablegram (i). sualtı kablosu ile çek... |
|
| caseous | (s). peynire ait, peynir gibi.... |
|
| intomb | (bak.) entomb.... |
|
| zygosis | i., biyol. birleşme, döllenme.... |
|
| southwards | z. güneye doğru.... |
|
| however | z. mamafih, bununla beraber, ama, fakat.... |
|
| buccaneer | i. korsan, deniz eskiyası... |
|
| solstice | i., astr. gündönümü, gün durumu. summer solstice yaz gündönümü. winter solstice kış gündönümü. solsti'tial s. gündönüm... |
|
| habitual | alışılmış mutat itiyat edinilmiş daimi habitually alışıldığı şekilde âdet üzere habitualness alışkanlık âdet mutat oluş |
|