| English | Türkçe | | saccule | i., anat. kesecik.... |
| | foreshadow | (f). önceden ima etmek, (colloq). dokundurmak.... |
| | forearm | (f). önceden silâhlandırmak.... |
| | cope | (i)., (f). papaz cüppesi; (f). cüppe giymek.... |
| | forbear | (f). (bore, borne) kaçınmak, sakınmak, çekinmek. forbearance (i). kaçınma, sakınma; sabır, tahammül, kendini tutma. fo... |
| | excellent | (s.) mükemmel, kusursuz; üstün, faziletli, mümtaz, faik. excellently (z.). peka1â, mükemmelen.... |
| | bluegrass | i. bir cins çayır otu, bot. Poa; at yetiştirme mıntıkası.... |
| | lover | i. âşık, seven kimse, yar, dost. lover of art sanat aşığı.... |
| | yawn | f., i. esnemek; açık ve dipsiz gibi görünmek (uçurum); esneyerek söylemek; i. esneyiş. yawn'ing gulf derin ve dibi görün... |
| | sooner | argo vaktinden önce davranıp en gözde hazine arsasına ucuza konan kimse |
|
|