| English | Türkçe |
| elevator | i., A.B.D. asansör; yükselten veya kaldıran araç; bir uzvu kaldıran adale; A.B.D. tahıl ambarı; tahılı üst katlara nakl... |
|
| subsolar | s. güneşin tam altındaki; tropikal; dünyasal.... |
|
| maul | i., f. tokmak; f. dövmek, berelemek, ezmek; hırpalamak: A.B.D. yarmak.... |
|
| choosy | (s)., (k.dili). müşkülpesent, zor memnun edilebilen.... |
|
| entangle | f. dolaştırmak, karmakarışık etmek; bir kimsenin başım derde sokmak, şaşırtmak. entanglement i. karışıklık, dolaşıklık;... |
|
| senescence | i. yaşlılık, ihtiyarlık. senescent s. yaşlanan, ihtiyarlayan.... |
|
| extrauterine | (s)., (tıb.) rahmin dışında olan veya oluşan.... |
|
| cutin | (i)., (bot). kütin.... |
|
| frankenstein | (i). Frankeştayn; kendi yaptığı bir iş sonucunda mahvolan kimse; yaratıcısının kontrolundan çıkıp mahvına sebep olan h... |
|
| misadventure | kaza belâ talihsizlik felâket |
|