| English | Türkçe | | hellene | (i). Helen, Yunanlı.... |
| | snitch | f., (argo) aşırmak, çalmak, yürütmek; gammazlamak, ihbar etmek, başkasının sırrını açıklamak.... |
| | backstream | (i). ters akıntı anafor.... |
| | ichthyology | i. zoolojinin balıklar bahsi. ichthyologist i. balık bilgisi uzmanı.... |
| | aufait | (Fr). usta, mahir.... |
| | grackle | (i.) sığırcık veya ona benzer kuş.... |
| | flounder | (f)., (i). çamura veya suya bata çıka yürümek; güçlükler ve yanlışlıklar içinde sürüklenip gitmek, uğraşıp durmak; (i).... |
| | matted | s. hasırlarla örtülmüş; keçeleşmiş.... |
| | crimson | (s)., (i)., (f). koyu kırmızı; (i). kırmızı boya; (f). koyu kırmızıya boyamak; kıpkırmızı olmak, kızarmak.... |
| | coltsfoot | cog foots öksürük otu bot Tussilago farfara |
|
|