 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | bosom | f. bağrına basmak, kucaklamak; gizlemek, saklamak.... |
| | glim | i., argo ışık, lamba, mum, fener; göz. Douse the glim ! argo Lambayı söndür ! Lambaya püf de !... |
| | tenaille | i. kalenin iki tabyası arasında bulunan hendek dışındaki siper.... |
| | swaraj | i. Hindistan'da ulusal egemenlik.... |
| | hygiene | i. sağlık bilgisi, hıfzıssıhha. feminine hygiene doğum kontrolü. hygien'ic s. sağlıkla ilgili.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kır | grey. gray. greyish. grayish. frosty. grizzled. grizzly. field. wilderness. grayness. bent. fell. grizzle. moor. moorlan... |
| | far | The more distant of two; as, the far side of a horse, that is, the right side, or the one opposite to the rider when he ... |
| | uyarlamak | adapt. tailor. realign.... |
| | derecelendirmek | to grade.... |
| | tender | The term tender can be used to describe any plant that will suffer from cold temperatures --even a light frost These pla... |
|
|
|
 |
|
 |
|